ABD'nin İran'a yönelik ekonomik baskısı sonuç vermeyebilir
İngiltere'de yayın yapan LSE blog'un haberine göre; ABD'nin İran'a yönelik artan ekonomik baskısının, Tahran'ı büyük siyasi tavizler vermeye zorlaması pek olası görünmüyor.
Jack Roush imzalı analizde, ABD'nin İran'ın ekonomik yaptırımlar yoluyla davranışlarını değiştirmeye çalıştığı ancak bunun etkinliğinin garanti edilmediği belirtiliyor. İran'ın yaptırımlara uyum sağlama ve alternatif ekonomik ilişkiler geliştirme konusundaki uzun deneyiminin, ekonomik zorlamanın sınırları olduğunu gösterdiği ifade ediliyor. ABD'nin, İran ekonomisine ek maliyetler yükleyebileceği ancak bunun tek başına diplomatik kaldıraç yaratmayacağı vurgulanıyor.
Habere göre, İran'ın petrol ihracatı çökmüş, parasal pozisyonu kötüleşmiş ve kıtlıklar artmış durumda. Ancak ülkenin ekonomik baskıya dayanma kapasitesi, bölgedeki diğer devletlerin tam işbirliğinin olmaması ve ekonomik zorlamanın tek başına büyük siyasi tavizler üretme konusundaki sınırlı yeteneği göz önüne alındığında, bu durumun ABD için kesin bir zafer getirmesi beklenmiyor.
Modern İran tarihinde ekonomik baskıyla siyasi sonuçlar elde etmenin zorluğunu gösteren birçok örnek bulunuyor. 1951-53 petrol millileştirme krizi sırasında İngiltere'nin yoğun baskısına rağmen Başbakan Muhammed Musaddık millileştirmeden vazgeçmedi. 1960'larda ise Şah Muhammed Rıza Pehlevi, ABD'ye olan ekonomik ve siyasi bağımlılığını azaltmak için Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ile ekonomik ilişkilerini genişletti.
İslam Cumhuriyeti'nin farklı bir uluslararası ortamda ve ideolojik perspektifte faaliyet gösterdiği belirtilirken, mevcut siyasi düzenin uzun vadeli uluslararası izolasyon ve ekonomik sıkıntılar içinde hayatta kalmayı başardığı ifade ediliyor. Bu baskının daha da yoğunlaştırılmasının, İran'ın bu koşullar altında çalışmayı yıllarca öğrenmiş olmasından dolayı etkili olması beklenmiyor.
Sonuç olarak, ülkenin hem iç hem de jeopolitik bağlamlarda uyum sağlama yeteneğini kanıtladığı belirtiliyor. Siyasi ve stratejik hedefleri doğrultusunda önemli baskılarla karşı karşıya kalırken ekonomik hasarı absorbe ettiği veya alternatif ilişkiler aradığı ifade ediliyor.
Günümüz İran'ının, 1960'lardaki gibi ekonomik alternatiflere sahip olduğu belirtiliyor. Washington'ın İran limanlarının ablukasını sürdürmesi durumunda bile, ülkenin uluslararası ticaret kanallarına sahip olduğu ifade ediliyor. Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı devletler ticaretlerini kesmiş olsa da, İran'ın komşularının hepsinin bu yolu izlemediği, örneğin Irak ve Azerbaycan'ın sınır ticaretini sürdürdüğü ve İran'ın ticari bağlarını genişletme çabalarını artırdığı belirtiliyor.