Hindistan'da Panditlere Tehditler: Pakistan ve Türkiye'den Destek İddiası
Hindistan'da yayın yapan Morung Express'in haberine göre; Keşmir'deki Panditlere yönelik tehditler, isim, meslek, iletişim bilgileri ve aile detaylarının teröristler tarafından kamuoyuna açıklanmasıyla yeni bir boyut kazandı. Bu durum, 1980'lerde başlayan ve 1990'larda yoğunlaşan zulümle benzerlik gösteriyor.
Kaynağın aktardığına göre; terör gruplarının destekçilerinin Pakistan, Türkiye ve diğer ülkelerde bulunduğu, ayrıca Keşmir'deki bazı siyasetçilerin ve ayrılıkçı oluşumların da bu gruplarla bağlantılı olduğu iddia ediliyor. Amaçlarının "İslam Keşmiri" ve Keşmir Vadisi'nden Keşmir Panditlerinin tamamen ortadan kaldırılması olduğu belirtiliyor.
Morung Express, eski C&K (Keşmir ve Cuma) Başbakanı Faruk Abdullah'ın, Keşmir Panditlerine yönelik tehdit mektuplarını küçümseyen açıklamalarını eleştiriyor. Abdullah'ın, "Eğer Keşmir Panditleri tehdit alıyorsa, neden Birlik Toprağı'nda görevli üst düzey Hindu memurlar tehdit edilmiyor?" şeklindeki argümanının, ayrılıkçı düşünceye sempati duyan bir zihniyeti yansıttığı ifade ediliyor.
Habere göre, 2008 yılında eski Başbakan Manmohan Singh tarafından açıklanan 16 bin crore rupilik rehabilitasyon paketi kapsamında geri dönen yaklaşık 5.502 Keşmirli göçmene (Keşmir Panditleri ve diğer dini topluluklar dahil) devlet memuriyeti sağlandı. Ancak bu kişilerin Keşmir'de çalışması ve güvenli yerleşim yerlerinde barınması şart koşuldu.
Son olarak 3, 23 ve 27 Ağustos tarihlerinde gelen tehdit mektuplarının, Keşmir Vadisi'nde yaşayan Keşmir Panditleri arasında korkuya neden olduğu vurgulanıyor. Bu tehditlerin, 1980'lerin sonlarında başlayan ve 1990'larda binlerce Hindu'nun Vadi'den göç etmesine yol açan terör kampanyasının bir parçası olduğu hatırlatılıyor. O dönemde Keşmir Panditlerinin "Hindistan ajanı" veya "RSS üyesi" oldukları gerekçesiyle kaçırıldığı, işkence gördüğü ve yüzlercesinin öldürüldüğü belirtiliyor.
Morung Express, Faruk Abdullah'ın "Neden diğer Hindu memurlar hedef alınmıyor?" sorusunu sormasının sorumluluktan uzak olduğunu savunuyor. Gerçek sorunun, vatanlarına dönüp hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan Keşmir Panditlerinin neden hala korku içinde yaşadığı olduğu belirtiliyor.
Gazete, siyasi sınıfın Keşmir Panditlerinin geri dönüşüyle samimi olarak ilgilenmesi durumunda, bu mağdur topluluğa daha fazla yardım edileceğini ve Keşmiriyat'ın gerçek anlamının yeniden tesis edileceğini ifade ediyor. Keşmiriyat'ın farklılıkları silmek değil, Keşmir Panditleri ve Müslümanların birbirlerinin dini sınırlarına saygı duyarak birlikte yaşaması anlamına geldiği vurgulanıyor.
Keşmir Panditleri için bu durumun siyasi bir argüman değil, hayatta kalma mücadelesi ve kimseye bakmadan yaşama hakkı olduğu belirtiliyor. Çoğunun serbestçe hareket etmekten veya ofislere gitmekten çekindiği ifade ediliyor.
En rahatsız edici sorunun, teröristlerin tehdit edilen kişilere dair cep telefonu numaraları, iş yerleri ve Jammu merkezli posta adresleri gibi hassas bilgilere nasıl ulaştığı olduğu belirtiliyor. Bu bilginin komşular, iş arkadaşları, sınıf arkadaşları veya bilgiye erişimi olan herhangi biri aracılığıyla sızdırılmış olabileceği ve bu durumun 1990'lardan beri devam ettiği ifade ediliyor.
Nihai amacın, Keşmir Panditlerinin anavatanlarına dönmelerini engellemek ve zaman zaman korku yaratarak geri dönenleri iki kez düşünmeye zorlamak olduğu sonucuna varılıyor.