Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'dan Savunma Paktı: ABD'nin Bölgedeki Rolü Sorgulanıyor
Amerika Birleşik Devletleri'nde yayın yapan American Thinker'ın haberine göre; Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, savunma iş birliğini güçlendiren ve ABD'nin bölgedeki güvenlik şemsiyesinden uzaklaşmayı hedefleyen Mekke Paktı'nı imzaladı.
Savunma paktı, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonu ve ardından Pakistan aracılığıyla sağlanan ABD-İran Mutabakatı sonrasında şekillendi. Habere göre, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırıları ve deniz taşımacılığını engellemesi, Suudi Arabistan'ın İsrail ve İran'a karşı duruşunu sertleştirmesine neden oldu. Bu durum, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın daha önce ABD ile savunma anlaşması ve İsrail ile normalleşme konularındaki hevesini azalttı. Riyad, artık Filistin sorununun çözümünü de şart koşuyor.
Mekke Paktı ilk bakışta İsrail ve Şii İran'a karşı bir Sünni ittifakı gibi görünse de, Türkiye ve Pakistan'ın değişken tutumları paktı karmaşık hale getiriyor. Suudi Arabistan ve Türkiye arasındaki sorunlu ilişki ve bölgesel nüfuz rekabeti, 2011 Arap Baharı ve 2017 Katar ablukası gibi olaylarla belirginleşmişti. Ancak iki ülke, son dönemde yakınlaşarak stratejik bir ittifaka yöneldi.
Pakistan ile Suudi Arabistan arasındaki savunma anlaşmalarında geçmişte yaşanan aksaklıklar da paktın işleyişini belirsizleştiriyor. İran veya Husiler tarafından Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar sırasında Pakistan'ın destek sağlamaması ve hatta İran uçaklarına sığınak sağlaması, bu güvensizliği artırdı. Mekke Paktı'nın imzalanmasından bu yana Suudi tankerleri ve limanları dört kez saldırıya uğradı ancak Türkiye ve Pakistan'dan herhangi bir destek gelmedi.
Türkiye'nin NATO üyesi olması ve ittifakın ikinci büyük ordusuna sahip olması, Mekke Paktı ile olan taahhütlerini nasıl dengeleyeceği sorusunu gündeme getiriyor. Taraflar paktın herhangi bir ülkeye karşı olmadığını belirtse de, tüm savunma paktları benzer beyanlarda bulunuyor.
Paktın Hindistan ve Çin'i de içine çekerek çatışmaları Güney ve Orta Asya'ya yayma potansiyeli, nükleer savaş riskini artırıyor. Pakistan'ın nükleer güce sahip olması ve Hindistan ile vekalet savaşı yürütmesi, Türkiye'nin de nükleer silahlanma hedefi olduğu yönündeki iddialar endişeleri körüklüyor. Hindistan, Pakistan'daki terör kamplarına yönelik olası operasyonlarda Türkiye ve Suudi Arabistan'ın da müdahil olabileceği endişesini dile getiriyor. Türkiye'nin Pakistan'a gelişmiş silah ve istihbarat sağlaması ve askeri nakliye uçuşlarının artması da dikkat çekiyor.
Suudi Arabistan ile Hindistan arasındaki güçlü ekonomik ve enerji bağları (yıllık 43 milyar dolarlık ticaret hacmi ve Hindistan'ın ham petrol ithalatının %14'ünü Suudi Arabistan'dan yapması), Hindistan'ı bu gelişmeleri Riyad nezdinde kullanmaya veya karşı ittifaklar kurmaya itebilir.