Trump'ın Putin'in Kaybeden Oyununu Oynadığı İddiası: Kanada ile Ticaret Görüşmelerindeki Tutum Benzerliği
Amerika Birleşik Devletleri'nde yayın yapan Press Democrat'ın haberine göre; ABD Başkanı Donald Trump'ın dış politika ve dünya görüşü fikirlerini, Vladimir Putin'in yönettiği ancak stratejilerin sonuçlarını dikkate almayan bir seviyede sunulan Kremlin Uluslararası İlişkiler Okulu'ndan aldığı iddia ediliyor.
Kaynağın aktardığına göre, ABD ile Kanada arasındaki ticaret müzakerelerindeki son gelişmeler bu durumu örneklendiriyor. Beyaz Saray'ın, iki ülke arasındaki görüşmeleri bir müzakere yerine bir haraç toplama çabası olarak ele aldığı belirtiliyor. Trump'ın daha önce üzerinde anlaşılmış ticaret şartlarını değiştirme kararının, geçmişteki yanlışları düzeltme olarak sunulduğu ancak bunun yerine ABD'nin Batı Yarımküre'deki ekonomik çıkarlarını ve fiziksel güvenliğini zorlama yoluyla sağlama çabasının bir parçası olduğu ifade ediliyor.
Gazetenin haberine göre, bu durum, ABD'nin jeopolitik tarihi sapkınlık olarak gördüğü şeyleri düzeltme doğal hakkına sahip olduğu varsayımına dayanıyor. Bu çerçevede, Grönland'ın ABD'ye ait olması gerektiği, Kanada'nın ise gerçek bir ülke değil, 51. ABD eyaleti olduğu gibi düşüncelerin dile getirildiği aktarılıyor.
Press Democrat, bu yaklaşımların Putin'in 2000'lerin ortalarından bu yana uyguladığı politikalara benzediğini belirtiyor. Kremlin'in dünya görüşünde Belarus, Kazakistan ve Ukrayna gibi ülkelerin gerçek olmadığı, Bolşevikler tarafından yaratılmış tarihsel sapmalar olduğu düşüncesinin yer aldığı ifade ediliyor. Trump'ın Amerika kıtası için uyguladığı "Donroe Doktrini"ne benzer şekilde, Rusya'nın etki alanındaki tüm ülkelerin Moskova'nın iradesine boyun eğmesi gerektiği, kendi ekonomilerini veya güvenlik politikalarını Rusya dışında kimseye bağlama haklarının olmadığı vurgulanıyor.
Habere göre, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik tutumunun Trump'ın Kanada'ya bakış açısıyla karşılaştırılması, ABD tanklarının sınırdan geçip Kanada şehirlerini bombalayabileceği bir gelecek senaryosunu akla getiriyor. Ancak bunun, zorlama politikalarının en kötü senaryo sonucu olduğu ve zayıf ülkeler bağımlılıklarıyla yüzleşmeye zorlandığında tırmanma eğiliminde olduğu belirtiliyor.
Gazetenin aktardığına göre, Rusya'nın Ukrayna üzerindeki baskısının başlangıçta ekonomik olduğu, 2006 ve 2008-2009 yıllarındaki doğalgaz fiyatı anlaşmazlıkları, seçimlere müdahale ve fiili ticaret ambargolarını içerdiği belirtiliyor. Rusya'nın ayrıca Ukrayna'nın dil yasalarını belirleme konusunda medeni bir hak iddia ettiği ifade ediliyor.
Press Democrat, Ermenistan ve Rusya arasındaki mevcut durumun ABD ve Kanada arasındaki paralellikleri daha kolay gösterdiğini belirtiyor. Rusya'nın, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın ülkesinin Moskova'ya olan neredeyse tam bağımlılığını sona erdirme çabalarına yanıt olarak seçilmiş ithalatları yasaklamaya başladığı aktarılıyor.
Habere göre, Paşinyan'ın yakın gelecekte Avrupa Birliği üyeliği için başvuracağını ve ardından kararı onaylamak için bir referandum yapacağını söylediği belirtiliyor. Ayrıca, Rusya ve İran'ı devre dışı bırakarak Avrupa'ya enerji sağlayabilecek bir koridor oluşturabilecek ABD destekli "Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası" üzerine çalıştığı ifade ediliyor.
Gazetenin aktardığına göre, Moskova yetkilileri, Ermenistan'ın Rusya'nın Avrasya Ekonomik Birliği'ne üyeliğinin yanı sıra AB ile entegrasyonun faydalarından yararlanmaya çalışmasına tepki gösteriyor.
Press Democrat, Ermenistan'ın uzun süre itaatkar bir Rus müttefiki modeli olduğunu ancak Paşinyan'ın Putin'i Ermenistan'ı Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'nden (KGAÖ) çıkarmaya adeta meydan okuduğunu belirtiyor.
Habere göre, Rusya'nın etki alanına meydan okuyan her eski Sovyet devletine uyguladığı bu zorlama modelinin işe yaramadığı ve Rusların bu durumdan daha iyi durumda olmadığı ifade ediliyor.