Türkiye, Libya'da Birleşme Görüşmelerinde Olumlu Gelişmeler Görüyor
Amerika Birleşik Devletleri'nde yayın yapan Opednews'in haberine göre; Türkiye, Libya'da doğu ve batı bölgelerinin birleştirilmesine yönelik müzakerelerde olumlu bir izlenim edindiğini belirtti.
Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gazetecilere verdiği demeçte, "Maalesef son 15 yıldır, devrimin başlangıcından bu yana Libya'da çok sıkıntılı bir dönem yaşadık" dedi. Fidan, ayrıca hem Trablus hem de Bingazi'deki artan inşaat faaliyetlerine dikkat çekerek, Türk inşaat şirketlerinin büyük projelerdeki rolünü vurguladı ve bu gelişmeyi Türkiye ile Libya arasındaki ikili işbirliğinin güçlenmesinin bir kanıtı olarak nitelendirdi.
Ancak, bu diplomatik ve ekonomik gelişmelerin altında, Libya'nın siyasi, askeri ve kurumsal olarak derin bölünmüşlüğünü sürdürdüğü belirtiliyor.
Habere göre, Libya'daki çatışma ve istikrarsızlığın temelinde 2011'deki ABD-NATO müdahalesi yatıyor. Dönemin ABD Başkanı Obama ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın Libya'nın siyasi ve güvenlik yapısını bozduğu ve ülkenin parçalanmasına katkıda bulunduğu ifade ediliyor.
Eski Libya lideri Muammer Kaddafi'nin öldürülmesinden bu yana, Libya iç çatışma, siyasi bölünme ve kurumsal parçalanma döngüsüne sıkışmış durumda. Ülke, Avrupa'ya yakın stratejik coğrafi konumu ve özellikle petrol ve doğal gaz gibi devasa doğal kaynakları nedeniyle uluslararası ve bölgesel rekabetin giderek artan bir arenası haline gelmiş durumda.
Gazetenin aktardığına göre, yabancı güçler kendi siyasi, ekonomik ve stratejik çıkarlarını ilerletmek amacıyla rekabet halindeki Libya gruplarıyla ilişkiler kurmaya çalışıyor. Sonuç olarak, Libya'nın iç bölünmeleri daha geniş bölgesel ve uluslararası rekabetlerle iç içe geçmiş durumda, bu da birleşik bir devlet yolunu giderek daha karmaşık hale getiriyor.
Haberde ayrıca, 10 Ağustos'ta Albay Fevzi El-Mansuri'nin öldürülmesinin, Doğu Libya'da üst düzey bir askeri yetkilinin suikastından çok daha fazlası olduğu vurgulanıyor. El-Mansuri'nin Sahra üzerinden Sudan ve Çad'a silah ve yakıt taşıyan ağlarla ilgili bilgi sahibi olup olmadığı veya suikastının başka bir etki, istihbarat ve kontrol mücadelesiyle bağlantılı olup olmadığı soruları gündeme getiriliyor.
Doğu Libya yetkilileri, cinayet motivasyonu ve sorumluları hakkında büyük ölçüde sessiz kalırken, gözlemciler ve analistler suikastın iç güç mücadeleleri, siyasi ve güvenlik rekabetleri, bölgesel kesişimler veya Sudan'ın Hızlı Destek Kuvvetleri'ni desteklediği iddia edilen silah kaçakçılığı ağları ve lojistik tedarik rotaları ile bağlantılı olabileceğine inanıyor.
Libya Ulusal Ordusu, "terörle mücadeleyi bırakmayacağını" ve Libya kurumlarının istikrarı, güvenliği ve birleşmesini sağlama çabalarını sürdüreceğini belirtti.
Son olarak, Ulusal Petrol Kurumu'nun Salı günü ülkenin en büyük işleyen rafinerisi olan Zawiya petrol rafineri kompleksini bir insansız hava aracının hedef aldığını duyurduğu ve bunun beşinci saldırı olduğu bilgisi yer alıyor.