Türkiye'nin 60 bin tonluk uçak gemisi inşası sürerken Yunanistan donanmasını güçlendiriyor
Yunanistan'da yayın yapan Protothema'nın haberine göre; Türkiye, 285 metre uzunluğunda ve 60 bin tonluk dev bir uçak gemisi olan Milli Uçak Gemisi (MUGEM) projesini tersanede hayata geçiriyor. Projenin ilk tamamlanmış gövde bölümü Haziran 2026'da tanıtılırken, geminin 2032'de hizmete girmesi planlanıyor. MUGEM, 52'ye kadar insanlı ve insansız hava aracını taşıma kapasitesine sahip olacak ve hibrit bir drone-çağı gemisi olarak tasarlanıyor.
Protothema'nın aktardığına göre, Türkiye'nin savunma sanayii gücünü kullanarak deniz gücünü artırma çabaları kapsamında inşa edilen MUGEM, ülkenin en iddialı savunma tedarik programlarından biri olarak öne çıkıyor. Gemi, STOBAR (kısa kalkış, engelli iniş) konfigürasyonu ile uçakların fırlatma rampasından kalkış yapmasına ve durdurma sistemiyle iniş yapmasına olanak tanıyacak. Bu, mevcut TCG Anadolu gemisinden daha karmaşık ve operasyonel olarak daha güçlü bir tasarım anlamına geliyor.
Diğer yandan, Yunanistan da donanmasını güçlendirme yönünde adımlar atıyor. Atina, 2028 ve 2029 yıllarında teslim edilecek iki İtalyan FREMM firkateyni için Roma anlaşmasını imzaladı. Ayrıca Yunanistan, 20 adet F-35A jeti ve modernize edilmiş MEKO sınıfı gemilerle de filosunu yeniliyor. Yunanistan'ın ilk Fransız yapımı FDI HN firkateyni Kimon, Ocak 2026'da hizmete girmişti ve Nearchos, Formion ve Themistoklis de takip edecek. Yunanistan'ın dört MEKO sınıfı firkateyninin modernizasyonu da onaylandı.
Protothema'nın haberine göre, MUGEM'in Ege Denizi'ndeki dengeyi anında değiştirmesi beklenmiyor. Bir uçak gemisinin operasyonel değer kazanması için refakatçi firkateynler, destroyerler, denizaltı koruması, ikmal gemileri, hava desteği, erken uyarı sistemleri ve yıllarca süren operasyonel deneyim gerekiyor. Ancak haber, MUGEM'in stratejik öneminin, özellikle Doğu Akdeniz ve ötesinde, Türkiye ana karasından yüzlerce hatta binlerce kilometre uzakta hava gücü projeksiyonu yapabilme kabiliyetinde yattığını vurguluyor. Türkiye, gelecekte Libya kıyılarında, Doğu Akdeniz'de, Kızıldeniz'de veya Hint Okyanusu'nda üçüncü ülkelerin havaalanlarına bağımlı kalmadan tam entegre bir deniz kuvveti konuşlandırmayı hedefliyor.